|
Genel Bilgiler
Yüzölçümü:
8.891 km²
Nüfus:
705.098 (2000)
İl
Trafik No:
47
Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel
değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel
kentlerinden biridir. Mardin'de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal
açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve
benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup,
5 han ve kervansaray mevcuttur.
İLÇELER:
Mardin ilinin ilçeleri; Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı,
Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli 'dir.
Kızıltepe:
Kızıltepe Mardin'in güneybatısında yer alır. Artuklu
ihtişamını yansıtan Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey
Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.
Mazıdağı:
Sümerler devrinden beri mesken olduğu tahmin edilir. 50 metrelik bir tepenin
üstünde bulunan Dermetinan Kalesi, Sultan Şeyhmus, Pir Hattap Türbeleri
önemli ziyaret yerleridir. Zambırhan ve Asrihan iki mağaraları Taş Devrinden
kalmadır.
Midyat:
Mardin'in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle ünlüdür. El
sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça
çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397
yılında inşa edilmiştir.
Nusaybin:
Dünyaya ışık tutacak Medeniyetler tarihine yeni bir sayfa açacak Gınnavas
Höyüğü buradadır. Morin Şehir Kalıntısı, Morin Kalesi, Dimitros Kalesi, Mor
Ambaham Manastırı, Yeni Kale, Şirvan Kalesi, Mor Yakup Kilisesi ve kilisenin
5-6 metre derinlikte bulunan zemin katta Mor Yakup Mezarı, Mor Evgin
Manastırı, Mor Yuhanna Kilisesi, Üzüm suyu kanalı, Selman-i Pak, Şeyh Ali
Tepesi, Pir Kemal Türbesi, Arap Kışla, Bağdat Köprüsü, Tak-ı Zaferin önemli
tarihi yerlerdir. Zeynel Abidin Camisi, Hz. Muhammed' in 13. torunlarından
olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep'in türbelerinin bulunduğu
ilçenin en önemli camisidir.
Ömerli:
Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin
hakimiyetlerinin bıraktığı antik değerler, Ömerliyi zengin kültür merkezi
kılmaktadır. Fafah Kalesi, Beşikkaya Harabeleri, Göllü Harabeleri ve
merkezde bulunan Kilise Harabeleri görülmeye değerdir.
Yeşilli:
Mardin merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Yeşilli, doğanın
cömertçe oluşturduğu yemyeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ün
salmıştır. Romalılar devrinde yapılmış su kanalları, çeşmeler, bentler ve
değirmenler görülmeye değerdir.
Coğrafya
Mardin 889i Km.2 yüzölçümü ile 36 55 - 38 51 Kuzey Enlemleri
ve 39 56 - 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Diyarbakır,Şanlıurfa
Batman, Siirt, Şırnak, ve Suriye İle Sınır Komşusudur Mardin 11
topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve
ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur.
Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Dağlar genellikle
çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar
oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın
platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin,
Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına
rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.
Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır.
Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve
Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il
topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve
Nusaybin Ovaları mevcuttur.İklim olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak
özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve
soğuktur.
İklim:Mardin ilinin iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili
olmaktadır. Bölgede kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı, kış aylarının
soğuk geçmesine yol açar. Bir yandan güneydeki çöl ikliminin etkisi altında
bulunması, bir yandan kuzeydeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin
bölgeye girişini engellemesi nedeniyle ilin genelinde yazlar çok sıcak
geçerken karasal iklimin tipik özelliği görülür. Ancak Derik, Nusaybin ve
Savur ilçelerinde pamuk, fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi
mikroklima özelliğinin yörede hüküm sürerken Akdeniz iklimi ile karasal
iklimin ortak özelliklerine sahiptir.
Ulaşım
Mardin iline karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım
sağlanmaktadır.
Yerel Etkinlikler
|
Kiraz
Festivali |
1 - 31
Mayıs |
|
AntepFıstığıAğaçlarını Aşılama Festivali |
1
Mayıs - 30 Haziran |
|
Halıcılık Kursu |
1 - 30
Eylül |
|
Pamuk
Şöleni |
1 - 31
Ekim |
|
Mardinin Kurtuluşu |
21
Kasım |
Sit Alanları
TESCİL
EDİLMİŞ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI İLE SİT ALANLARI (AĞUSTOS 2005)
Arkeolojik Sit Alanı : 12
Kentsel Sit Alanı : 4
Doğal Sit Alanı : -
Tarihi Sit Alanı : -
Diğer Sit Alanları
Mardin Merkez
Midyat Merkez
Savur İlçe Merkez
Dara Örenyeri
Toplam : 16
Kültür (Tekyapı Ölçeğinde) ve Tabiat Varlıkları : 648
MARDİN'İN TARİHTEKİ YERİ
|
SUBARİLER ==> |
HURRİLER |
SÜMERLER |
AKADLAR |
MİTANNİLER |
|
OSMANLILAR
. |
MARDİN |
HİTİTLER |
|
SAFEVİLER |
ASUR ARAMİLER |
|
AKKOYUNLULAR |
İSKİT
KİMMER
MED |
|
KARAKOYUNLULAR |
BABİL |
|
ARTUKLULAR |
PERS |
|
SELÇUKLULAR TÜRKMENLER |
BÜYÜK İSKENDER MAKKADONYA SELEVKOS |
|
MERVANİLER |
ABGARLAR (URFA KRALLIĞI) DİKRAN |
|
HAMDANİLER |
ARAPLAR EMEVİLER ABBASİLER |
SASANİLER |
<== ROMA |
| |
|
|
|
|
|
|
|
Mardin’in ne zaman ve
kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da kuruluşu Eski Yakın
Doğu tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır.
Alman
Arkeologu Baron Marvan Oppenheim’in 1911-1929 yılları arasında yaptığı
kazılardan elde edilen sonuçlara göre: Subariler’in Mezopotamya’da
(MÖ.4500-3500) yaşadıklarını bu tesbite sebep olarak da Sümer ve Babil
katları arasında buldukları kiremitleri göstermiştir. Gırnavaz Örenyerinde
1982 yılında başlayıp 1991 yılına kadar sürdürülen arkeolojik kazı ve
araştırmalar sonucunda Gırnavaz’ın MÖ.4000’den MÖ.7 yüzyıla kadar sürekli
olarak yerleşme alanı olduğu anlaşılmaktadır. MÖ.4000 sonlarına tarihlenen
Geç Uruk Devri, Gırnavaz kalıntılarının en alt kültür tabakasını
oluşturmaktadır. Bu kültür tabakasının üzerinde yer alan Er Hanedanlar Devri
mimarî tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açısından araştırılmış ve
değerlendirilmiştir. Tespit edilen mezarlara göre ölüler bu devirde
eski Mezopotamya geleneklerine göre açılan çukurlara dizler
karınlarına çekik olarak yatırılmakta daha sonra yakılan hafif ateşle manevi
temizlik sağlanarak dünyevi ilişkiler kesilip çukurlar
kapatılmaktadır. Mezar içinde şahsi eşya olarak metal silahlar, metal süs
eşyaları ve mühürler kült ve seramik kap örnekleri çok sayıda tespit
edilmiştir.
Sümer Kralı Lugarzergiz
MÖ.2850 yılında Akdeniz’e kadar uzandığı seferinde Mardin’i hükmü altına
almıştır.
Şehircilik, sulama ve
tarım alanında ileri bir seviyeye ulaşan Sümerler, geniş fetihler sonucu
güçlerini kaybedince 30 yıl sonra Mardin’i Akadlar’a
bırakmışlardır(MÖ.2820). Akadlar, MÖ.2500 yıllarında Sümerler’le
anlaşarak Akad-Sümer Devletini kurmuşlardır.
Prof.Dr. Ekrem Memiş’in
“Eski Çağ Türkiye Tarihi” adlı kitabında: “ Mezopotamya’da büyük
İmparatorluk vücuda getiren Sami Kökenli Akadların vesikalarından
anlaşıldığına göre, MÖ.3000 sonlarında Mardin merkez olmak üzere
Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Kuzey Mezopotamya’daki Musul ve Kerkük
dolaylarında Hurriler adıyla anılan bir kavim oturuyordu” diye yazar.
Mardin, MÖ.2230’lu
yıllarda Elam şehri oldu. Amuri ailesinin altıncı ferdi olan Hammurabi,
Sümer topraklarını Babil’in idaresi altına alınca bu kez de Babil Devleti’ni
kurmuş, ardından Yukarı Mezopotamya’ya saldırınca Mardin’i de istila ederek
topraklarına katmıştır.(MÖ.2200-1925)
MÖ.1925 yıllarında
Mardin’i işgal eden Hititler, bir yıl sonra şehri terk etmişlerdir. İran
dolaylarından gelen Ari Irkından Midiller, Mardin ve çevresini ele
geçirmiştir. 500 yıl hüküm süren Midiller bilinmeyen bir sebepten
Mısırlılar’a vergiye bağlanmışlar ve bir Midil Prensesini de
Mısır Firavunu ile evlendirmişlerdir. MÖ.1367 yılında Midiller arasında iç
savaş çıkınca bu fırsatı bilen Asur Kralı Asurobalit, Mardin ve çevresini
topraklarına katmıştır.
MÖ.1190’da Anadolu’dan
gelen bazı Ari ırk kavimleri Mardin’i almışlardır. 60 yıl sonra
I.Tıplatpalasır; Sincar, Nusaybin ve Mardin’den geçerek 20 bin Maşiki
kuvvetinin koruduğu Kemecin’e saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve
çevresini tekrar ele geçirmiştir.
MÖ.1060’da I.Asurnasırbal
zamanında Hititler birleşerek Gılgamış yakınlarında Asurlular’ı
yenmişlerdir. Asurlular’ın tekrardan kuvvetlenmeleri üzerine, Mardin Asur
hakimiyetine girmiştir. MÖ.800 yılına kadar Asurlular’ın elinde kalan
Mardin, daha sonra Urartu Krallığı egemenliğine geçmiştir. Urartu Kralı
Mimes zamanında Mardin 50 yıl Urartu idaresinde kalmıştır.
MÖ.612 yılına kadar Sityaniler, MÖ.618 yılında ise İran’dan gelen Midiler
buraları ele geçirmiştir.
MÖ.335 yıllarında Büyük
İskender Mısır’ı aldıktan sonra Mezopotamya’ya gelerek İran’a gitmek için
Mardin’den geçer. Buraları da istila eden İskender’in MÖ.323 yılının 28
Mayıs’ında Babil’de ölümünden sonra komutanları arasında devlet pay edilir
ve Mardin doğu bölümünde kaldığı için Nikanır denilen General
Slevkos’un payına düşer(MÖ.311)
MÖ.131’de Mardin ve
çevresi Urfa Krallığı(Abgarlar) topraklarına katıldı. MS.249’da Roma
hükümdarı Filibos saltanatının 5.yılında bir isyan başlatıp IX.Abgar’ı
memleketten kovmuştur. Şehrin Valiliğine de Hapsioğlu Uralyonos tayin
edilmiştir. Bu arada Mardin’de Urfa’ya bağlı olduğu için Roma
egemenliğine girmiştir. MS.250 yılında Dakiyos, Pers ülkesini zaptetmiştir.
Bu sırada tahribat gören Nusaybin’i de onarmıştır. 330 yılında ateşe
ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral Mardin Kalesinde
rahatsızlığı sebebiyle kalır. Kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca
kendisine kasır yaptırıp 12 yıl boyunca burada yaşar. Daha sonra Kral,
memleketi Pers’ten birçok asker ve sivil getirtip, onları Mardin’e
yerleştirir. 442 yılına kadar getirilen insanların vasıtasıyla şehirde
birçok gelişme olur. 442 yılında halkı kasıp kavuran amansız bir veba
salgını şehri yaşanmaz hale getirir. Yaklaşık 100 sene sonra Ursiyanos adlı
Romalı bir kumandan büyük bir ekiple Mardin’i 47 yılda inşa etmeyi
başarır ve halkın tekrar buraya gelmesini sağlar. Bu süreç içerisinde
Persler’in ünlü merkezleri olan Dara yeniden inşa edilmiştir.
Mardin’de Bizanslar 640 yılında Hz.Ömer’in
kumandanlarından İlyas Bin Ganem’in işgaline kadar varlıklarını devam
ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi, 692’de Emeviler’in, 824’te Halife Memnun
zamanında Abbasiler’in hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde
İslamiyet hızla yayılmıştır.
885-978 yılları arasında
buralarda hüküm süren Hamdaniler’in kaleyi kesin olarak zaptedişleri 895
yılına rastlar. Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaptırarak bazı
yerlerini de onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağladılar. 990
yılında ancak Musul’da tutunabilen Hamdaniler’in topraklarını
birer birer ele geçiren Mervaniler, Mardin’i de zapt ederler. Mardin
ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak onarımlarla İpek yolu üzerinde
bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar.
Alparslan’ın Malazgirt
zaferinden sonra Türkler’in Anadolu’ya ulaşan akınları neticesinde gittikçe
zayıflayan Mervaniler Devleti, Nusaybin’de 1089’da Selçuklular’a yenilerek
onların hakimiyeti altına girer.
Artuklular’dan İl
Gazi Bey Mardin’i 1105’te ele geçirerek devletin başkenti yapar.
Halep’i aldığı gibi Haçlılar’a karşı giriştiği mücadeleler dolayısıyla İl
Gazi Bey büyük ün kazanır. Antakya Haçlı Prensi Roger’i yenerek
Silvan’ı da ele geçirir. İl Gazı’nın ölümünden sonra oğulları ve yeğenleri
devletin başına geçerek Diyarbakır, Harput Kalesi ve civarına
hakim olup, Haçlıları, Frankları, Urfa Kontu’nu, Bilecik Haçlı
Senyör'ünü ve Kudüs Kralı Bodven’i yenerek büyük başarı kazanırlar. Böylece
Artuklular bölgede büyük devlet kurarlar. Bu devletin 304 yıllık egemenliği
sürecinde çok sayıda tarihi camii, medrese, hamam ve kervansaray yapılmış,
birçok cami, medrese ve manastır onarılmıştır.
Timur, Artuklular
döneminde 1393’te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da başarılı
olamaz. Timur, 1395 yılının Ramazan ayında Mardin’i almak için yeni
bir kuşatma hazırlıklarına Kızıltepe’de otağını kurarak başlar. Mardin halkı
kaleye sığınarak Timur’un şiddetli hücumlarına karşı koymak suretiyle o
zamanın en büyük ordusu ve hükümdarını başarısızlığa uğratmıştır.
Artuklular halkın bu
başarısından dolayı Mardin’i onarma faaliyetine girişirler. 15.yüzyılda
güçlenen Karakoyunlular’ın bu devleti ortadan kaldırmak için Mardin’i 2 yıl
kuşatması bu girişimleri aksatır. 1409’da halk bu kuşatmaya daha fazla
dayanamayarak yapılan anlaşma gereği şehrin kalesini Karakoyunlular’a teslim
eder. Mardin Karakoyunlular’ın egemenliğinde 61 yıl kalır. Bu süreç
içerisinde aşiretler ayaklanarak Karakoyunlular’ın rejimine karşı koyarlar
ve devleti zaman zaman ele geçirirler. Karakoyunlular’ı 1462 yılında yenen
Akkoyunlular kalenin egemenliğini de ele geçirirler. Bu dönemde Mardin’e
Paşa olarak gelen Kasım Bey, Timur’un yakıp yaktığı şehri ve kaleyi onarmaya
girişir. Bu çalışmasını ve başarısını taçlandıran bu güne kadar ihtişamla
ayakta durmayı başaran ve tarihe meydan okuyan Kasım Paşa Medresesini
yaptırır.
16.yüzyılın başında
Akkoyunlular’ı egemenliğine alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti
kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu’ya girip Şiiliği kabul etmeyenleri
zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören Mardin hakimi, şehri zulme
ve yağmalamaya karşı, halkı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah
İsmail’e teslim eder.
Mardin’in
kesin olarak Osmanlılar’ın eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz
Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir. Diyarbakır (Amid) Valisi Bıyıklı
Mehmet Paşa ve Bilgin İdris-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selim’in emriyle 1516’da
Mardin ve kalesini dokuz aydan fazla kuşatmış, çeşitli illerden
gönderilen Osmanlı takviye kuvvetleri, Doğu Anadolu’dan gelen Kürt
Beylerinin kuvvetleriyle birleşerek kaleye defalarca saldırılar
düzenlenmiştir. Ancak halkın kahramanca karşı koyması iki tarafın da zor
günler geçirmesine neden olmuştur. Kartal Yuvasının yardım beklentisi boşa
çıkınca Bıyıklı Mehmet Paşa ve İdris-i Bitlisi 7 Nisan 1517’de Mısır’da
bulunan Yavuz Sultan Selim’e kaleye girmiş olduklarının müjdesini vererek
Osmanlı devletinin ilk halifesini çok sevindirmişlerdir.1517 yılında
Mardin ve yöresi Osmanlı topraklarına katılmış, bir sancak durumunda
Diyarbakır Beylerbeyliğine bağlanmıştır. 1518’de Mardin Sancağı: Merkez
kazası ile Savur ve Nusaybin nahiyelerinden oluşuyordu. Mardin, uzun
müddet Diyarbakır-Bağdat ve Musul’un Sancağı durumunda kalmıştır.
Mardin Sancağında halk: Göçebe ve yerleşik olarak iki bölüme ayrılmaktaydı.
Yerleşik halk inançları açısından: Yahudiler, Hıristiyanlar (Ermeniler,
Süryaniler ve Keldaniler), Müslümanlar ve bir kısım Şemsilerden(Güneşe
tapanlar) oluşuyordu.
ŞEHİDİYE CAMİİ:
Şehidiye Camii 1214 tarihinde Melik Mansur Nasreddin ArtukAslan tara fından
yaptırılmıştır. Bugünkü minnaresi şerefeye çıkılan çift merdivenleri ile
hele zonik yapıdadır. 1916 yılında inşa edilmiştir.
MELİK MAHMUT CAMİİ (BAB
ES SUR):
Cami,yatık bir dikdörtgen alan kaplayan ve diğer yanlardan dar sokakla rın
ayrıldığı evlere ve çeşitli portal şeklinde taş işlemeli ana girişi küçük
bir meydanda açık durumdadır. Melik Mahmud (1367-1368) ’ un burada
defnedilmiş olmasından da bu camiye Melik Mahmud Camisi denir.
ABDÜLLATİF (LATİFİYE)
CAMİİ:
M.S.1314’ te Artukoğullarından Melik Salih ve Melik Muzaffer’ in adamla-
rından Abdullatif Bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır.Minnaresi Mısır
vali
si Muhammed ZiyaTayyar Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Sultan Avis ve
Melik Mansur burada gömülüdür.
NECMEDDİN CAMİİ (MARİSTAN
CAMİİ):
Emin Necmeddin İlgazi Artukoğulları Tarafından Yap tırılmıştır. Bu camiye
Sarı Camide denmektedir. 1116 yılında Emin Necmeddin İlgazi buraya
gömülmüştür.
ŞEYH ÇABUK CAMİİ:
Hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmeyen cami Diyarbakır Kapı
mahallesindedir. Ancak M.S. 1170 yılında İslam hakimiyeti döneminde Mor
Yusuf Kilisesi iken camiye dönüştürüldüğü söylenmektedir.
SULTAN MUSA CAMİİ:
Mardin il merkezinden 20 km.uzaklıkta yer almakta
dır.Türklerin bu yöreye akını sırasında büyük bir ko- mutan olan Sultan Musa
M.S. 1055 yılnda burada
şehit olmuştur. Sultan Musa ve arkadaşlarının tür-
beleri Arap mimarisi biçiminde inşa edilmiştir.
ZEYNEL ABİDİN CAMİİ:
Nusaybin ilçesinde Hz.Muhammedin torunlarından olan Zeynel Abidin’in adıyla
anılan camide, kendisinin ve kızkardeşi Zeynep’ in türbeleri vardır.
Hz. Muhammedin berberliğini yapmış olduğu söylenen Selman’ı Pak’ın
ziyaretgahı mevcuttur.
REYHANİYE CAMİİ:
1756 tarihinde Ahmet Paşa’nın kızı Adile Hanım tarafından yaptırı lan bu
cami Hasan Ayyar çarşısında bu lunmaktadır.Minnaresi se kiz köşelidir.
EMİNEDDİN CAMİİ:
Necmeddin İlgazi’ nin kardeşi tarafından yaptırıldığı söylenmekte dir.
NİZAMEDDİN BEGAZ CAMİİ:
Diyarbakır kapısında, Melik Kutbeddin’ in veziri Nizameddin Be- gaz
tarafından MS.1186 yılında yaptırılmıştır
ŞEYH SALİH CAMİİ:
Hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Cami nin
yanındaki kubbeli türbede Salih türbesi mevcuttur.Caminin 50 metre batısında
yontma taşla çevrili dört köşeli türbede Şirin ismin de bir zat
defnedilmiştir.
KALE CAMİİ:
Hangi tarihte inşa edildiği bilinmemektedir. M.S.1269 yılında Nec meddin
İlgazi tarafından onarıldığına dair belgelere rastlanmıştır.
SULTAN HAMZA MESCİDİ:
M.S.1443 yılında Sultan Hamza tarafından yapımına başlanan bu camiyi bir yıl
sonra oğlu tamamlanmıştır.
HAMİDİYE CAMİİ:
M.S.1347 yılında Şeyh Zebuni tarafından yaptırılmış, kendiside içi ne
gömülmüştür.
SÜLEYMAN PAŞA CAMİİ:
M.S.1195 yılında Melik İsa’nın veziri Kudbiddin Bin Emir Ali Sincari
tarafından yaptırılmıştır.
TEKİYE CAMİİ:
M.S.1445 yılında Kasım Padişah’ın yeğeni İbrahim Tekye tarafın- dan
yaptırılmıştır.
MUHAMMED HAKİM MANSURİ
CAMİİ:
Merkeze bağlı Yalım beldesindedir. Mor İsyo Kilisesi iken 19. yüz- yılda
camiye dönüştürülmüştür.
MİDYAT CAMİİ:
Artuklu Devletinin son
zamanlarında inşa
edilmiştir.
KIZILTEPE (KOÇHİSAR) ULU
CAMİİ:
Kızıltepe ilçesinde Mardin Artuklularından Yavlak Aslan tarafından
(1184-1200)başlanmış ve kardeşi Ar tuk Aslan tarafından (1200- 1239)’ da
tamamlanmıştır. Kıble duvarına paralel üç nef mihrap önünde iki nef boyunca
9.75 m. çapında tromplu bir kubbe ile ke- silmiştir. Caminin iç kısmı,
mihrabı ve duvarları zarif oyma işleme yazılarıyla süslenmiştir.
CARSI-HAN-HAMAM-KAPLICA
ÇARŞILAR
-Un Çarşısı-Ayakabıcılar Çarşısı-Kapalı Çarşı-Hasan Ayyar Çarşısı-Meşkin
Çarşısı-Kasaplar Çarşısı
-Bilebil Çarşısı-Cumhuriyet Çarşısı-Marangozlar Çarşısı-Kuyumcular
Çarşısı-Gümüşçüler Çarşısı
-Tellallar Çarşısı-Manifaturacılar Çarşısı-Nalburiyeciler
Çarşısı-Baharatçılar Çarşısı-Bakırcılar Çarşısı
HANLAR:Kervansaray
Sürur Hanı (16-17.y.y.)
:Kayseriye Bedestan Hanı (14-15.y.y.)
:Çeçço Hanı (Yapım Tarihi Belli Değil)
:Cumhuriyet Hanı Çarşısı (Yapım Tarihi Belli Değil)
HAMAMLAR:Emir
Hamamı
:Savurkapı Hamamı
:Ulucami Hamamı
:Maristan Hamamı
Yıldız Hamamı
:Yeni Hamam
:Strazaviye Hamamı (12.y.y.Artuklu Sultanı Kudbettin İlgazinin Annesi
Tarafından)
KAPLICALAR:Germiab
Kaplıcası, (Dargeçit’in 18.km. uzağındaki Dicle Irmağı kenarında ılık su
(germiab) kaplıcası nın kimyasal özellikleri zengin olmakla beraber 40
derece sıcaklıktaki kükürtlü su romatizmal ve deri hastalıklarına iyi
gelir.)
HARABELER
Dara Harabeleri :
İhtişamlı döneminde kültür beşiği olan,tiyatro başta olmak üzere bir çok
etkinliğin mer- kezi olan bu harabelerdeki sarnıçlar, su yolları günümüzde
hayretle izlenmektedir.
Gırnavaz Harebeleri :
Nusaybin’in 4 km. kuzeyinde, Habur Nehri kollarından biri olan Çağçağ
Deresinin doğusunda, takriben 300m. çapında ve 24 m. yüksekliğinde höyük
karakterinde bir yerleşim yeridir. Arkeo- lojik bir merkez olarak ilk kez
1918 yılında bilim dünyasına tanıtılan Girnavaz daha sonraki yıllarda
çeşitli araştırmalara konu teşkil etmiştir. 1991 yılına kadar yürütülen
çalışmalarda Girnavaz’ın MÖ. 4000’den MÖ.7. yüzyıla kadar sürekli olarak
iskan edildiği anlaşılmıştır.Höyük üzerinde ayrıca İslami dönemlere ait
büyük bir mezarlık bulunmaktadır.Kazılar sonucu bulunan mezarlarda şahsi
eşya olarak metal silahlar, metal süs eş yaları, vazolar, kandiller,
mühürler vs bulunmuştur.Aynı mezarlar içinde ayrıca kült, tablet gibi paha
biçilmez kalıntılara da rastlanmıştır.Çivi yazılı belgelerden bir tanesi
tarihi coğrafya açısından büyük önem taşır. Bu, belgede Girnavaz Nabula eski
adıyla ifade edilmektedir. Yerleşimin ulaşılabilen kültür tabakasının M:Ö.
4000 sonlarına tarihlenen genç Uruk oluşturmaktadır. Bu kültür tabakasının
üzerinde yer alan MÖ.3000 ortalarında yerleştirildiği sanılan Er Hanedanlar
devri mimari tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açı- sından araştırılmış
değerlendirilmiştir.Er Hanedanlar devrinden sonra Girnavaz M.Ö.2000
başlarına tarih- lenen Eski MÖ.2000 ortalarına tarihlenen Hurri-Mittani
M.Ö.2000 sonlarına tarihlenen Orta Asur devirlerinde de yoğun bir şekilde
iskan görmüştür.
Merdis-Marin
Harabeleri :
Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzey doğusundadır. Harabelerde Roma dönemine ait
Kiliseler, sarnıçlar ve üzüm mağsaraları mevcuttur.
Fıtvar Harabeleri :
Derik’e 13 km. uzaklıkta Roma dönemi kültür mirasını önemli kalıntılarını
ihti- va eden , antik bir harabedir.
Akbağ Harabeleri :
Şehir merkezinden 13 km. uzaklıkta Akbağ Köyündedir.
Hofi ve Zorava Harabeleri :
Büyük bir ilim ve ticaret merkezi olan harabe Derik İlçesine 18 km.
uzaklıktadır. Roma dönemine ait çok sayıda ev eşyası kalıntılarıyla antik,
yaşanmış bir medeniyetin günümüze bıraktığı bir harabedir.
Beşikkaya Harabeleri
:
Yaşanmış medeniyetlerin günümüze bıraktığı eserlerin otantik yapıda
önemli bir harabedir.
Telbısım Harabeleri :
Derik’in 1
km. güneyinde yer alan bu antik kent, Tepebağ Köyünde otantik yapıda
beklediği önemli bir harabedir.
Ramanus Harabeleri :
Nusaybin’in 40 km. doğusunda olan antik kent Kasribelak Köyünde bir
harebedir.
Kefertut Harabeleri :
Kızıltepe’ye
bağlı Koçlu Köyündedir. Ayrıca Kızıltepe’de, Salah, Harzem, Bellüke, Hafri
(Yurderi), Amrud Harabaleri mevcuttur.
KALELER
Mardin
Kalesi :
Mardin Kalesinin diğer bir ismi "Kartal Yuvası" dır. Şehrin büyük bir
kısmının dayanmış olduğu zinin üst kafesine kurulmuş müstahkem bir
mevkidir.Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Ro ma, Bizans, Emevi,
Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler,
Osmanlılar dönemlerini, kimi zaman zaferleri, kimi hayal kırıklıklarını
yaşamış çok önemli bir kaledir.MS.330 yılında ate şe ibadet eden ve güneşe
tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin kalesinde kalır. Rahatsız
olan kral, kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca, kendisine bir kasır
yaptırıp, 12 yıl burada yaşar. Daha sonra kendi memleketi Pers ve Babil’den
birçok asker ve sivil getirip, onları Mardin’e yerleştirir. Getirilen halkın
va sıtasıyla MS.442 yılına kadar birçok ilerlemeler görülür. M5.442’da veba
salgınından dolayı kaledekilerden sağ kalan olmadı. MS. 542’e kadar Mardin
Kalesi boş kaldı. M.S.975-976’da Hamdaniler’den Hamdan Bin El Hasan Nasır El
Devle Bin Abdullah Bin Ham binlerce yıldır hakim bir konumda bulunan bu
doğal kaleyi bir takım eklemelerle, daha korunaklı bir hale
getirmiştir.Kalenin ovadan yüksekliği bin metre kadardır. Ka- lenin bir
kısmı sarp kayaların üzerine oturmuştur. Meyilin fazla olduğu insanın çıkıp
inmesi ihtimali bulunan yerlerinde, bundan istifade edilerek sur inşa
edilmiştir.
Kalenin güney kesiminde bir kule hala ayaktadır. Kalede daha önceleri mesken
olarak kullanılma ya yarayan kalıntılar gözlenmektedir. Evliya Çelebi her
zamanki anlatım özelliğiyle kale ambarlarının çok miktarda erzak,cephane ile
dolu olduğunu yaz mıştır.l9.yüz yılın ilk yarısında mevcut olan surların,
bugün bazı yerlerde yalnız temellerine rastlanmak tadır.Bir çok kez
kuşatılan kale, Timur’u bile çileden çıkaran direnişini, bünyesinde
barındırdığı su sar- nıçları ve ambarlarındaki bolluk ile sağlamıştır.
Dimdik ayakta iken şehrin altı kapısı mevcuttu.
Bunlar; İlin batısında Diyarbakır Kapı, Doğuda Savur Kapısı, Kuzeyde Bab-ı
Şavt, Kuzeybatıda Bab-ı Hama- ra, Güneybatıda, Bab-ı Zeytun, Güneyde Bab-ı
Cedid (Yeni kapı) dir. Bu kapıların sağlamlığı kalenin uzun yıllar zapt
edilemeyişine önemli bir etkendir. Kartal Kalesinin şöhreti o kadar
yaygındır ki, pek çok şaire il- ham kaynağı olmuştur. Kalenin yaşa dıklarına
şahit olan Mezopotamya’ya medeniyetin ve tekniğin sihirli değneği deyince bu
zümrüt ovayı bugün nura boğmuştur. Geceleri güney yönünden muhteşem Kartal
Ka lesine bakan biri, dağın eteklerinde parıl dayan binlerce ışığı göğün
yıldızları sanır.
Kız Kalesi
(
Kal’at ül al Mara-Lorna-Jurekm) :
Merkeze bağlıdır. İlin 5 km. doğusunda yayı andı- ran üç kaleden biridir.
Tarihte çok önemli bir koruyuculuk görevi üstlenmiştir. Kalede, kral kızına
ait taştan yapılmış bir taht, su sarnıçları, kuyular, mağaralar ve
kalıntılar mevcuttur.Kal’at ül Mara’da mo- dern anlamda havacılık sporunu
geliştirmek ve turizmi canlandırmak amacı ile teleferik projesinin uy-
gulamaya konulması düşünülmektedir.
Erdemeşt Kalesi :
Bülbül Köyü ile Arur Kalesi arasında kalan tepe üzerindeki kaledir.
Anır Kalesi :
Mardin’e 5
km uzaklıkta, Deyrulzafaran Manastırının arkasında bulunan tepenin üzerin-
de çok eski geçmişe sahip kaledir.
Dara Kalesi
( Daras Anastasiupolis) :
Merkeze bağlı kale, Mardin şehrinin 30 km. doğusunda, meş hur Dara
Harabeleri içinde yığma bir tepe üzerinde yükselir. Burası Yukarı
Mezopotamya Bölgesinin en ünlü tarihi şehri iken bugün bir köy
görünümündedir. Oysa ki, tiyatro sahneleri, su sarnıçları, su değirmeni,
barajı, mahsara, köprü, 40 m. derinliğinde yer altındaki zindanı ve
üniversitesiyle çok önemli bir medeniyet katmanı olarak tarihte parlak bir
dönem yaşamıştır. Kaleyi meşhur İran hüküm darı Dara Yuvaniş yaptırmıştır.
Miladın ilk yıllarına kadar İranlılar’la Romalılar arasında el değiştirmiş
kale günümüze kadar özeliğini korumuştur.
Rabbat Kalesi :
Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı Köyü sınırları içinde yer
almaktadır. Binler ce yıllık bir tarihe sahiptir. Artuklu döneminde
onarımdan geçmiş ve bir takım eklemelere maruz kal mıştır. 15 burcu, 4
köşesinde 4 gözetleme kulesi mevcuttur. Burçların yüksekliği 15 metredir.
Kalenin doğuda ve batıda iki kapısı bulunmaktadır. Yeraltında inşa edilen
barınaklar üzeri toprak yığılı bir şekil de zamanında önemli bir görev
yüklenmiştir. Yeraltında saray kalıntıları, erzak ambarları ..
Dermetinan Kalesi
:
Kale, Mazıdağı ilçesinin 20 km. kuzeybatısında ve Gümüşyuva Köyü sınırları
içindedir. Mardin’den sonra Diyarbakır’ın fethine karar veren Timur,
Mezopotamya’ya Karadağ istika metinden açılan boğaza hakim olma, Mardin ve
Diyarbakır’ın birbirine yardım yollarını kapatma, her iki tarafın geçidini
emniyet altına almak amacıyla arazi üzerinde keşifler yaptırmış ve ilk iş
olarak ken disine geçit vermeyen Dermetinan Kalesinin fethini emretmiştir.
Kalenin fethi beklendiği gibi kolay ol mamıştır. l50 m. yüksekliğinde bir
tepenin üst düzlüğüne inşa edilen kale Timur’u uzun zaman uğraş tırmıştır.
Dermetinan Kalesinde dikkati çeken bir başka özellik Bizans döneminden
kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır. Burada duvar
kabartmalarının orijinal yapısı oldukça önemli dir. Kale, Bizanslılar
tarafından yaptırılmıştır. Sekiz burç ve gözetleme kuleleri, kuzeye açılan
tek kapı ve içerdeki su sarnıçları...
Zarzavan Kalesi-Sammachisacane
(Mardin-Diyarbakır karayolu üzerinde) :
İpek yolunun en güzel köşelerinden birinde 50 m. yükseklikteki bir tepe
üzerine inşa edilmiştir. Yapılış amacı tama- mıyla kervan ticaretiyle
uğraşanların güvenliği içindir. Timur’un Mardin’i zaptetme girişimleri
sırasında bu kale ele geçirilmiş, karşı koyanlar öldürülmüş ve ardında bir
harabe bırakılarak çekilip gidilmiştir.
Savur Kalesi(Sauras)
:
Kale, Savur ilçesinin sırtını dayadığı yüksek bir tepenin üst düzlüğüne tek
beden halinde kurulmuştur. Romalılar tarafından zamanın stratejik kaideleri
göz önünde bulundurula rak inşa edilmiştir. Romalılarla Araplar arasındaki
büyük çekişmelere sahne olan Savur Kalesi devam lı surette el değiştirmiş ve
uzun zaman merkezi bir kale olarak kalmıştır.Kale, İpek yolunun can dama rı
konumundaki hakim bir mevkide tüm esrarengizliğiyle durmaktadır
Aznavur Kalesi :
Kale, Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzeydoğusundadır. Aznavur Kalesi geniş bir
vadi nin üzerinde iki penin zirvesindedir. Kale H.360-M.970’ de Hamdan Bin
A1 Hasan, Hasır Al-davla Bin Abdullah Bin Hamdan taraf inşa edilmiştir.
Doğudan batıya 400 m. uzunluğunda genişliği 30-60 m. arasında değişmektedir.
Kalenin inşa edilmiş olduğu düzlüğün zemini doğuda 800, batıda 300 m. yük
sekliktedir. Kale 14 burç, iki gözetleme kulesiyle tahkim edilmiştir. Güneye
açılan tek kapısı doruğa kale meydanına gider, burada kale bedeyinin mekanı
görülmeye değer bir özelik teşkil etmektedir.Gü neyde Suriye Ovasına hakim
bulunan kulesi hala ayaktadır.
Rahabdium-Hafemtay Kalesi :
Kale Nusaybin ilçesinin 20 km. kuzeydoğusunda. Suriye hududuna yakın bir
tepe üzerinde Romalılar tarafından inşa edilmiştir. Tepenin doğusunda
bulunan vadiden Nu- saybin-Midyat kervan yolu geçmekteydi. Romalıların
Suriye’den gelecek tehlikeler için ileri karakolu görevi yapan Hafemtay
Kalesi, uzun zaman Araplarla, Romalılar arasında çekişme konusu olmuştur. Bu
nedenle de adı tarihte pek kanlı geçmektedir.
Kale gerek Nusaybin Ovasına ve gerekse kervan yolunun geçtiği vadiye, Suriye
Ovasına tamamıyla hakim bir durumdadır. Güneyden kuzeye doğru uzanan kalenin
14 burcu, iki gözetleme kulesi mevcut olup uzunluğu 1500 metreyi bulan
surlarının yüksekliği 10, burçlar ile gözetleme kulesinin 20 metre kadardır.
Kaleye giriş güneyden tek noktadan yapılır. Kale meydanında su sarnıçları,
erzak ambarları bazı bina kalıntıları ile yer altı mahzenleri görünmektedir.
Merdis-Marin Kalesi :
Kale Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Marin Kalesi, eski Merdis
şehri nin üzerinde yüksek bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Çevre
genişliği 1500 metredir. 12 kule ve burcu var dır. Güneye açılan kapısı
eskiden demir kapı ile korunurmuş.
Kalenin doğusunda Merdis Kralının şatosu bulunmakta, şatonun altında
kayalara oyulmuş, derinliği 5, u- zunluğu 18, genişliği 5 metre olan bir
mahzen, bunun yanındada suyu eksilmeyen bir sarnıç vardır.Kalenin
kimler tarafından yaptırıldığına dair bir kayıt olmamasına rağmen, inşa
tarzından bir Bizans eseri olduğu ve tarihte bir çok kez onarıldığı
anlaşılmaktadır. Kalenin burç ve surları günümüze kadar özelliğini muhafaza
etmiştir.
Haytam Kalesi (Turabdin-Dimitriyus) :
Günyurdu-Dibek Köyleri arasındadır. Servis yolunun 500 m doğusun da 1254
rakımlı Bagok (İzlo) dağının doğusunda yer alır. MS: 351 yılında Roma
İmparatoru Büyük Kostantin oğlu Kustus tarafından inşa edildi. Kaleye bağlı
Basibrin Köyü vardır. Kale çok el değiştirmiş olup, MS.1462’ de Uzun Hasan
Begin hizmetçisi olan Kör Halil isminde bir Türk amiri tarafından işgal
edildi. Bugün yıkıntı- lar görünümündedir. Deyrulumur Manastırı
yakınındadır.
El Nıhman Kalesi :
Büyük Köyünde bulunan kaledir. Kalede 3 katlı Habis mevcuttur.
KILISE VE MANASTIRLAR
KILISELER
Mar Petıus ve Pavlus Kilisesi : 1914’te Patrik 2. Abdullah döneminde Papaz
Abdulmesih’in gayretleriyle Pet rus ve Pavlus adına yapılmıştır. Kök
boyalarla el işi baskı perdeleri mevcuttur. Bu kilisenin taş işlemeleri sa
dedir. Merkez Gül Mahallesindedir.
Mor İliyo Kilisesi :
Mardin Kalesindedir. 3.yüzyılda yapılmıştır.
Mar Behnam (Kırklar)Kilisesi : 5.yüzyılda yapılmıştır. Şar Mahallesindedir.
Kili se üç giriş kapılı,ince taş işçiliğiyle işlenmiş Mihrapları ,dört
yüzyıllık ahşap Mih rap kapıları, 1500 yıllık kök boya ile baskı perdeleri,
geniş avlusu içinde çan ku lesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş
oymacılığı örneklerinin yeraldığı divan mevcuttur. 1170 yılında Kırk
şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiştir. Bu gün Mardin
Metropolitlik Kilisesidir.
Kırmızı (Surp Kevork)
Kilise :
420 yılında yapılmıştır. 10 taş sütun üzerinde inşa edilen sede, mihrabın
fark lı geometrik taş süslemeleriyle ayrı bir özelliği vardır.
Protestan Kilisesi : Geniş bir alan üzerinde inşa edilen kilise 569 yılında
yapıl mıştır.
Mar Hırmıs Kilisesi :
M.S.430’da
yapılmıştır. 1552 yılına kadar Nasturilerin kullanımındaydı. Bu kilisede iki
Metropolit Mezarı mevcuttur.
Mar Yusuf Kilisesi : Meclis-i Mebusan Üyesi Hovsep Kazasyan’ ın öncülüğünde
ve Mardin Ermeni Katolik Cemeati katkılarıyla Patrik VIII. Grigoryus
tarafından Mardin Metropolitliğine getirilen Melkun Nazaryan’ın gö revi
sırasında Mardin Surp Hovsep Kilisesinin inşaatına 1864’te başlanmış, 1894
yılında ibadete açılmıştır. Kilisenin yan tarafından Ruhbanların yeri
vardır. Mimarı nam-ı değer Mimar Lole’ dir. Rutubeti önlemek için kilisenin
inşaatı sırasında temele tonlarca tuz dökülmüştür. Bu usul antik çağdan
gelmektedir. Tepesinde Çan Kulesi olup, mimarisi düz damlıdır. İçi 21 sütun
üzerinde “Vernadun, Baharan” Koro Balkonu akustik tir. Altı kutsal mihrabı
olup, kuzeyde Horan, taşkoro, güneyde Kavit, batıda Mıgırdaran, doğuda Adyan
şeklin de yapılmıştır.
Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhane :
1860
yılında Patrik Antuan Semheri tarafindan yaptırılan kilisede kemer, yuvarlak
taş sütunlar ve avluda korkuluklar yeralır. Patriğin oturma yeri ile İncil
vaiz yeri, üzüm salkımlı motiflerinin ahşap el işçiliğiyle bambaşka bir
görünüm sergilemektedir. İçi 21 sütun üzerinde ’’Vermadun, Baharan’’ Koro
balkonu akustiktir.1895 yılında Antakya Patriği İğnatuos Benham Banni tara
fından inşa edilen Patrikhane bugün müze olarak hizmet vermektedir. Eski
Patrikhane binasının bir kısmı, İlde ana caddenin 1914- 1915 yıllarında Al
manların demirden yapılmış tekerlekli arabaların geçebilmesi için yapılan
genişletme çalışmaların
da yıkılmıştır. 1958 yılında ana cadde genişletilip Cumhuriyet Alanı ve yol
bugünkü haline getirilmiştir.
Meryem Ana Kilisesi :
Savur kapı mahallesinde 1857’te ibadete açılmıştır. Yıkık haldedir.
Mor İvennis Kilisesi :
Eski kale köyünün güneydoğusunda yeralan kilise 793 yılında inşa edilmiştir.
Mor Circis Kilisesi :
Eski kale köyünün kuzeybatısında yeralan kilise 793 yılında yapılmıştır.
Mor İliye Klisesi :
Yapım tarihi
bilinmeyen kilise Çiftlik Köyündedir. Kilise içerisinde yan bölümünde iki
oda mevcuttur. Bu odalara geçiş çok alçak tavanlı kapıdan yapılmaktadır.
Orta kısımda şifalı (ruh, sinir ve sara hastaları) taka denen bölümü sık sık
ziyaret edilmektedir.
Mor Yakup-Mor Kuryakus Kilesesi :
Kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber 3.yüzyıla tarihlenen kilise Bül bül
Köyündendir.
Meryem Ana Kilisesi :
Göllü Köyünde bulunan kilise yıkık haldedir.
Mor Yuhannın Kilisesi :
370 yılında inşa edilen kilise Dereiçi (Kıllıt) Köyündedir.
Mor Babi Kilisesi :
Nusaybin Günyurdu Köyünün kuzeybatısında ve tepenin başında bulunmaktadır.
Kaya nın yontularak kilise inşa edilmiştir. Buralara Mağara veya Yer altı
Kilisesi
de denilmektedir.
Mor Aho Kilisesi :
Günyurdu
Köyünün kuzeyinde tepe üzerinde bulunan kiliseye Patrik III. Yakup döneminde
bazı eklemeler yapılmıştır.
Mor Şemun Kilisesi :
Günyurdu Köyünün kuzeyinde yer almaktadır. Çok eski bir tarihe sahiptir.
Mor Yuhanna Kilisesi :
Turabdin Dağının kayalık bir yamacındadır. Birçok yapıdan oluşmaktadır. Mor
Evgin Manastırına 5 km. uzaklıkta olup, yaya olarak gidilebilmektedir.
Mor Şmuni Kilisesi :
Eski Kale Köyünün güneybatı sında yeralır. 793 yılında inşa edilmiştir.
Midyat Merkezinde:
Protestan,
Mar Şumune, Mor Barsavmo, Mor Ahısnoyo, Mor Şarbe, Meryem
Ana
Kili seleri:
Ömerli Merkezinde:
Mor Cırcıs
Kilisesi
Savur Merkezinde:
Mor Yuhanın Kilisesi(370 yılında) vardır.
Merkez İlçeye bağlı:
Bülbül Köyünde Mor Stefanos, Teodoros Kilisesi ve Meryem Ana Kilisesi,
MEDRESELER
Şehidiye Medresesi :
Şehidiye Camii ile aynı tarihte inşa edildiği rivayet edilen bu medresenin
1214 ta rihinde Melik Mansur Nasreddin Artuk Aslan tarafından
yaptırılmıştır. İki eyvanlı olup, kuzey eyvanı sel sebilli diğer eyvan
batıda çapraz tonozlu revakların ortasındadır. Medresenin güneyinde küçük
bir cami vardır. Bu günkü minaresi, Şerefeye çıkılan çift merdivenleri ile
helezonik yapıdadır. 1916 yılında inşa edilmiştir.
Kasımiye
Medresesi :
Akkoyunlu Hükümdarı Ci hangir oğlu Kasım Patişah Mardin’ e atandığı za man,
şehri onarmak için hummalı bir faaliyete baş lar. Bu özverili çalışmasını
taçlandıran ve günümü ze kadar mükemmel yapısıyla ayakta durabilen bu çok
amaçlı medreseyi yaptırmıştır (1469).Tuğlu to nozlu revaklar ve yanlara
doğru derin tonozlarla ge nişletilmiş tromp kubbeli cami,revaklı
avluda,büyük eyvanın selsebili kanallarla ortadaki havuza bağlan mıştır. İki
teras üzerine iki katlı medrese,cami ve tür be ile birlikte külliye
şeklindedir.
Altun Boğa Medresesi :
Melik Mansur Ahmet Küçük’ ün veziri Altun Boğa tarafından 1364 yılında
yaptırıl mıştır.
Şah Sultan Hatun Medresesi : Akkoyunlu hükümdarı Kasım Bin Cihangirin yeğeni
İbrahim Bey tarafın dan yaptırılmıştır. Medrese, Teker mahallesinde
bulunmaktadır.
Sıtti Radaviye (Hatuniye) Medresesi : 1177 yılın da Kutbeddin İlgazi’ nin
annesi tarafından Sıtraziya Camii ile aynı tarihte Hatuniye Medresesi inşa
ettiril miştir. Hatuniye Medresesi, iki eyvanlı revaklı avlulu iki katlı bir
yapıdır. Ana eyvanının yanında içi rölyef dekorlu tromplu kubbesi ile türbe
yer alır.Camii için de Hz. Muhammed’e ait olduğu kabul gören ayak izi
mevcuttur. Lahitler bu yöredeki Artuklu eserlerinin en önemlilerinden biri
olan bu medreseyi ayrıcalıklı bir konuma sokar.
Hüsamiye Medresesi :
Artukoğlu Hüsamettin Timurtaş tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.
Muzafferiye Medresesi :
Artukoğlu Melik Muzaffer Karaaslan tarafından siyah beyaz taşlardan
yaptırılmış tır. Kale eteğinde önemli bir yapı konumunda iken bugün herhangi
bir buluntusu yoktur.
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi :
1385 yılında Melik Necmettin İsa Bin Müzaffer Davut Bin El Melik Salih
tarafından yaptırılmıştır. Medresenin girişinde ki taş işlemeler dikkat
çekicidir. İki avlulu ve iki katlı olup, avlunun dışında kalan mekanlarla
iyice yayıl mış, dilimli kubbeleri ile uzaktan dikkati çeker. Med resede
Sultan İsa Türbesi ve bir çok eski kitabeler mevcuttur. Medresenin yüksekte
kurulmasının ama cı, rasathane olarak kullanıldığındandır. Mihrap ta
kullanılan taşa ışık vurunca renk cümbüşüne dönü şür. Müze olarak da
kullanılmıştır.
Savur Kapı Medresesi :
Kim tarafından ve hangi tarihte inşa ettirildiği bilinmemekle
beraber,yapısal özel likleriyle Artuk mimarisini yansıtır.
Melik Mansur Medresesi :
Artuklu eseri olan bu yapı Gül Mahallesinin kuzeydoğusundadır. İçinde
lahitle rin bulunduğu bu medrese günümüzde Mescit olarak kullanılmaktadır.
Manastırlar
Hammara Manastırı :
M.S.326
yılında yapılmıştır. Diyarbakır Kapı Mahallesi Kırkız mevkiindedir.
Mar Barbara Manastırı :
17. Yüzyılda yapılmıştır. Yeni şehirde harebe şeklindedir.
Mor Efram Manastırı :
1884 yılında Patrik Cercis Şelhet tarafından yapılmıştır.
Meryem Ana Manastırı :
Midyat
Anıtlı (Hah) Köyündedir. Yöre Süryanilerinin genel kanısına göre üç mecusi
nin gelip Meryem Ana Manastırını kurduğu şehirdir.
Mor Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı :
185 yılın da inşa edilmiştir.MÖ.ye ait bölümleri mevcuttur. Ye ni yol
Caddesinin alt tarafındadır.
Mor Dimet Manastırı :
Savur İlçesi Dereiçi Köyündedir. Manastıra gelen Romatizma hastalarının
iyileşmesi sebebiyle buraya Romatizma Manastırı da denilmektedir.
Mor Cırcıs Manastırı :
Derik İlçe Merkezindedir. Yüksek Tavanı ve Mihraba bakan U şeklindeki kilise
içinden görülmeyen koro balkonuyla ayrı bir mimarisi vardır.
Deyrulumur Manastırı :
Midyat’ın 18
km. doğusun da olup, Savurlu Mor Samuel ile Kartminli Mor Şe mun tarafından
M.S. 397’ de inşa edilmiştir. 615 ve 1049’da Metropolitlik merkeziydi.
Manastırda Kral Ar kedeus zamanında Mor Şemun tarafından barınma ve dua
yerleri, Kral Teodosyus çağında lahitlerin ko nacağı abide evi Meryem Ana
Kilisesi, Resuller Kili sesi, Kırk şehit Kilisesi, Mor Şamuel Mabedi, Kral
kızı Teodara’nın Mor Şamuel tarafından iyileştirilme si sebebiyle Teodara
Kubbesi, Mor Şemun Mabedi, Mısırlılar tarafından yaptırılan Kubbeye MS.512
yılın da Kral Anastas tarafından yaptırılan büyük Mabet ile muhteşem mimari
örnekleriyle efsanavi abide niteliğini bütün görkemliğiyle muhafaza
etmektedir.
Seyde ( Meryem Ana) Manastırı :
M.S.326 yılında kayaların içine oyularak yapılmıştır.
Mor Yakup Manastrı :
Nusaybin İlçe Merkezindeki Manastır, Mor Şabo ve 11 öğrencisinin Şehitliğine
kadar mecusi tapınağıydı. Tapınak ka lıntıları üzerine MS.328 yılında Mor
Yakup’ un ölümünden sonra adına ithafen inşa edilmiştir. İçinde türbesi
vardır. l9.yüzyıla kadar bünyesin de rahipler yaşardı.
Mor Yakup Manastırı (Arur) :
Arur Kalesi üzerinde I ve II. Asır arasında kale içinde kayaların oyularak 2
katlı olarak inşa edilen manastırın, üst katında birçok küçük oda ve küçük
kilise, alt katında ise büyük kilise mev cuttur.
Deyrulzafaran Manastırı :
Mardin ilinin 3 km. doğu sunda bulunan Deyrulzafaran Manastırı Yukarı Me
zopotamya’ya bakan yamaçlarda yer almaktadır. Ma nastırın güney kısmı hariç
diğer tarafları dağlarla çevrilidir. Süryanilerin tarihi ve dini değerleri
arasın da bugüne kadar ayakta kalabilmiş müstesna bir abide olan manastır
639 yıl boyunca Dünya Süryani lerinin Patriklik merkezliğini yapmıştır.
Manastırın M.Ö.’ ye ait kısımlarının kuruluş tarihi bilinmemekle beraber
Mardin ilinin kuruluşuna kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Milattan
öncesine ait yapı 19. Yüzyılda bulunmuştur. Bu yapıda göze çarpan en önemli
özellik tavan yapısıdır.
Tavanı oluşturan taşlar 20x0.5 m. ebatlar l3 sıra halinde ve aralarında
herhangi bir harç olmaksızın birbirine kenetlenmiş halde duran geometrik
yapıdadır. Göze çarpan diğer bir özellik ise mabedin her iki tarafında
kurban sunulan yeri olan kemerli kısımların bulunmasıdır. Tapınak 52.5M_
dır. Manastırın milattan sonrası na ait dönemlerde yapılan eklentiler
Hıristiyanlık döneminin başlamasıyla birlikte gerçekleştirilmiştir.( M.S.
493)Geçmişten günümüze kadar gelen ilgi çekici kiliseleri, kubbe ve
sütunları, ahşap el işlemeleri kapılarıy la geçmişin en güzel mimari
örnekleriyle Süryanilerin dini ve tarihi değerleri arasında dünya çapında
eşsiz bir abide niteliğini bütün görkemliliğiyle muhafaza etmektedir.
Savur Dere içi (Kıllıt) Köyünde; Mor Abay, Mor Teoduto, Mor Şabay ve Mor
Dimet Manastırları
Mor Behnan Manastırı :
17.y.y. kadar içinde rahipler yaşıyordu.
Mor Evgin Manastırı :
Girmeli
Bucağının 7 km. kuze yindedir. Turabdin dağının yamacında, ovadan 500 metre
yükseklikte mağara ve yapıtlardan oluşmak tadır. Manastıra çıkış yerine
kadar motorlu araçlarla gidilebilmektedir.
Mor Şumuyel Manastırı (Savur-Hemerin Köyü)
Mor Şmuye Manastırı (Hmerin Köyü)
Midyat İlçesinde Mor Melke
Manastırı.
MAGARALAR
İplik :
Mardin
Merkezde Saraçoğlu Mahallesinin alt kısmında yer alan 60 kadar içiçe olan
mağaralar mevcuttur. Bu mağaralarda çok eskiden beri iplik imalatı
yapıldığından iplik mağaraları adıyla anılır.
Gümüş ova: Mazıdağı
İlçesine bağlı 30 km. uzaklıktaki Gümüşyuva Köyündedir. Mağarada Bizans
dönemine ait kalıntılar mevcuttur. Mağara kapısının üzerinde 2 mühür resmi
vardır.
Avrı Han:
Mazıdağı İlçesinin 8 km doğusunda bulunan Yağmur Köyündedir.
Hamazembari:
Kızıltepe İlçesine bağlı Arıköyde ilk çağ insanları tarafından yapıldığı
düşünülmektedir.
Linveyri Şifa:
Midyat’a
bağlı Gelinkaya Beldesinde bulunan mağara tavanından akan su kaşıntılara iyi
gelmektedir.
TÜRBELER
Güneşe ve ateşe tapanlara ait mezarlık :
Kasım Paşa Medresesi yakınındadır.
Yahudilerin mezarlığı :
Teker Mahallesinde bulunan Havra’nın avlusundadır.
Şeyh Lile Türbesi :
Şar Mahallesinde
Musaip Türbesi :
Ulu Cami Mahallesinde
Şeyh Hamit :
Türbesi Savur Kapı Mahallesindedir.
Sultan Musa Türbesi :
Mardin- Diyarbakır yolunun 20.Km’sinde bulunan Sultan Musa Türbesi, her yıl
bin lerce insan tarafından ziyaret edilmektedir. Türbe aynı zamanda yöreye
isim babalığı yapmıştır. Şeyhmus ismi buradan kaynağını almıştır.
MARDİNDE EL SANATLARI
Mardin’deki kumaş dokumacılığı tamamı ile ortadan kal |